Giriş
Yazar
Okunma
2,633

Eğitim sözcüğünün farklı tanımlarının ortak yanı, onun, davranış değiştirme, davranış  oluşturma  amaçlı  etkinlikler  bütünü  olmasıdır.  Öğretim, öğrenme, davranışın sağlanması amacıyla yapılan ön  çabalardır, insanların öğrenim düzeylerinin göstergesi diplomaları, eğitim düzeylerininki ise davranışlarıdır. Terli iken soğuk  su  içmemek,  yemekten  sonra  dişleri  fırçalamak,  ulaşım  akımını engellememek için yolun sağından yürümek gerektiğini bilen ama bu davranışları uygun  şartlarda  yapmayan  insan,  öğrenmiş  ama  eğitilmemiştir.  Öğrenimin yalnızca  cahilliği  giderdiğini  belirten  halk  deyişimiz  de  bu  yargının  farklı bir anlatımıdır.

Toplumsal yaşamımıza bu açıdan baktığımızda, öğrenim düzeyi yüksek olan çok sayıda insanın azımsanmayacak sayıdaki davranışının, bilmesi  gereken  yasal-düşünsel  kurallara,  çoğu  kez  bilinçsiz  olarak  uymadığını görürüz. Bu davranışların süreklilik kazanması durumunda o kişiler için, öğretilmiş ama eğitilmemiş denebilir.

Eğitimin  önşartı olan öğretim - çünkü, rastlantılar dışında, bilmediğimiz bir şeyi yapamayız- ne yazık ki eğitimin garantisi olamamaktadır. Bu durumda, öğrenme için kullanılan kaynakların insanları hedefe yeterince götüremediği söylenebilir.

Kültürümüz, bildiği gibi davranmayanı elbette uygun şartlarda-sırtında kitap yükü taşıyan uzun kulaklı yük hayvanına benzetmektedir: İkisi de taşıdığı bilgiye göre davranmıyor. Bu tür insan, yalnızca geleceğin bilgiye dayalı hizmet düzenekti yapısına değil, bugünün toplumuna  bile  uygun  değildir.  Bilgiyi  taşıyan  ama  kullanamayan değil,  nasıl öğreneceğini bilen, gerçek bilgilere ulaşabilen, bildiği gibi  davranan, düşünerek yeni bilgiler üretebilen, sorun çözen insanlara gereksinim vardır.

Nasıl  bir  öğrenme  sağlayalım  ki  zamanla  çabuk  unutulmasın, uygun şartlarda davranışa dönüşebilsin sorusunun yanıtı verilmelidir. Nitelikli  bir öğrenmenin  sağlanıp,  bu  bilgilerin  uygun  şartlarda  davranış olarak da gösterilebilmesinin şartlarına ek olarak, öğrenilenlerin yinelenmesi, somutlaştırılması, yapılarak deneyim ve alışkanlık

sağlanması, gerekliliğine inanılıp düşünsel  olarak da eyleme hazır  bulunulması sayılabilir.  Bunların  gerçekleşeceği  düzeneğin  oluşturulup sürdürülmesi, geliştirilmesi, öğretmenlerde sınıf yönetimi becerilerinin bulunmasını gerektirir.

Öğretmenler,  bilgi  taşıyıcı ve aktarıcı değil,  bilgi kaynaklarına giden yollan gösterici, kolaylaştırıcı birer eğitim lideri olmalıdır. Okullarımızın  bir  örnek  ve sınırlanmış yapılan buna uygun olarak değiştirilmeli, yalnızca yaptığını doğru yapan değil, doğru olanı yapan insanlar yetiştirilmelidir (Schlechty, 1991: 41, 42).

Eğitim,  yalnızca  okullarda  gerçekleştirilen  bir  etkinlik  değildir,  ama  okul, eğitim amacıyla kurulmuş özel bir çevredir (Bursalıoğlu, 1987: 58). Okulun varlığı, bu  özel  çevrenin  oluşturulup  denetlenmesi  amacından kaynaklanmıştır (Lemlech, 1988: 165).

Okul denen özel çevrenin üç temel  işlevinden biri, öğrencileri dış çevrenin güçlüklerinden korumak, onlara  yaşamı kolaylaştırmaktır. Bu işler için yetiştirilmiş büyüklerin -yönetici, öğretmen ve diğer görevlilerin- sürekli denetiminde olan okulda, bu  kişilerin  her  tür  yardım  ve  desteğini  bulan  öğrenciler  için  yaşam,  okulda,  dış çevredekinden daha kolay olacaktır. Okulda bilgilerin verilişi de kolaydan zora, basitten karmaşığa bir düzen içindedir.

Okulun ikinci işlevi, dış çevrede kolay rastlanabilecek olan istenmeyen davranıştan okuldan içeri sokmayarak, öğrenci davranışlannı temizlemektir. Kumar, alkol, küfür gibi öğrenci için istenmeyen yaşam ögeleri  okula  alınmaz,  okulda  hoş görülmez.  Yasal  metinler,  bu  dav-ranışların görülebileceği işyerlerinin, okulun yakınında yer almasını yasaklar. Böylece, geleceğin toplumunun istenmeyen davranışlardan arındırılması, genç yaşta bunların zararlı etkileriyle karşılaşmaması sağlanmaya çalışılır.

Dengeleme,  okulun  üçüncü  işlevidir.  Okulun  dışındaki  çevrede,  insanların kişisel  özellikleriyle  açıklanamayacak  düzeylerde  yaşama  farklılıklan görülür. Bu çarpıcı  farklar,  toplumun güç dengesini değiştirerek  huzurunu,  banşını  bozar, gelişmesini  engeller. Geleceğin  toplumunun  barış  ve  huzur  içinde  yaşaması,  bu farklann açıklanabilir, mantıklı bir düzeyde tutulmasına bağlıdır. İşte okul, bu aşın farkların kendi sınırlan içinde sergilenmesine, yaşamasına izin vermeyen, toplumsal yaşamda olmayan dengeyi kendi sınırları içinde kurması gere-ken bir kurumdur. Bu nedenle  bütün  öğrenciler,  şu veya bu renk ve biçimde  önlük  veya forma giyerler; aynı öğretmenlerden yararlanırlar; aynı  sıralarda  otururlar.  Dış  çevrenin  çok  farklı  şartlarında  yaşayan  öğrenciler, okula geldiklerinde, benzer  şartlarda, yan yana olur, birbirlerinin yaşama biçimlerinden etkilenir, birbirlerini daha iyi tanır, anlarlar. Okuldaki görevliler, okulun bu işlevlerinin farkında olarak davranmalıdır.

Okulun sahip olduğu - olabileceği kaynakların eğitsel amaçlar için kullanımı, eğitim  yönetiminin  kalitesine  bağlıdır.  Bu  kalite,  eğitim  yönetimi  sıra dizininin (hiyerarşi)  her  basamağında  yer  almalıdır.  Bu  basamaklardan biri de sınıf yönetimidir.

Uygulamayı Yükle

Daha hızlı erişim için ana ekrana ekleyin.

📑
Ödev Asistanı Fasikül Hazırla
Telegram Kanalımız Güncel Etkinlikler