Aile
Yazar
Okunma
2,314

Yakın çevre içinde olmasına karşın, öğrenci davranışının  dönümcül  bir değişkeni ve kontrolü daha kolay olan bir çevre olduğundan, aile, ayrı bir altbaşlık altında ele alınmıştır.

Eğitim ailede başlar. Kişilik yapısının temel davranışları büyük ölçüde ailede elde edilir. Bunların sonradan değiştirilmesi çok güç olur. Tembel-çalışkan, doğrucuyalana, pısınk-girişken, bencil-diğercil  benzeri ikilemlerin kazanılması  ailede  başlar, gelişir, çoğu zaman da pekişir.Okulun bunlan değiştirebilmesi güçtür, uygun çözüm, önceden aileyi etkilemektedir.

Ailedeki  birey  sayısı,  öğrenci  davranışının  etkenlerinden  biridir (Suryavvikarta, 1993: 2231). Kalabalık aileler çocuklarıyla ilgilenmeye daha az zaman ayırabilirler. Bunlar üzerinde ailenin etkisini azalür. Az çocuklu ailelerin çocuklan bencil ve  şımartılmış olabilir. Çocuk sayısının çokluğu, ailenin artan görevlerini yerine yeterince getirmesini güçleştireceği için, sınıfı da olumsuz etkileyecektir.

Gelir durumu, ailenin diğer yönlerini de. etkileyen bir değişkendir. Öğrenci gereksinimlerini karşılayabilme ve bundan kaynaklanan dav-ranış değişikliklerini belirleyebilme, gelire bağımlıdır.

Eğitim  durumu,  hem  öğretme,  hem  de  örnek  olma  yoluyla,  öğrenci davranışlarını etkiler. Ailenin meslek özgeçmişi, bunun bir boyutunu  oluşturur. Bazı aileler bu özelliklerinden çocuklarını sürekli yararlandırırken, bazıları ilgisiz kalabilir.

Sağlıklı bir gelişim için aile, çocuğun özsaygısını, güvenini geliştirmeye çalışmalıdır.

Oysa, ana babanın  mükemmeliyetçi,  sabırsız, yüksek yeterlikte  olması  buna  pek  izin vermez. Çocuk bu özellikler altında ezilerek umutsuzlaşabilir (Senge, 1993: 330).

Ailede çatışma, çocuk üzerinde olumsuz etki yapar.Aile iklimi ile  öğrenci davranışı  arasında  ilişki  bulunmuştur.  Ailelerince  az  destekle-nip  çok  kontrol edilen çocuklar, aşın hareketli  davranabilmekte,  insan  ilişkilerinde  daha  az düşünceli,  daha  çok  düşmanca  davranmakta;  görev  uyumlu  olmadıklarından, başarılan  düşük,  kendileri  içe  dönük  başkalarına bağımlı  olabilmektedir  (Margarit and Almougy, 1992: 406-411).

Aile baskısı çocukları olumsuz etkilemektedir (Farrel, 1988: 489). Ana baba beklentileri,  öğrenci  çabası  üzerinde  önemli  bir  güç  olmaktadır  (Entwisle  and others, 1988: 185). Beklentinin çok yüksek veya düşük olması, olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.  Anne  babanın  öğrenciden  gurur  duyduğunu belli etmesi, onu başarıya isteklendirmektedir (Hamilton and others, 1989: 565).

Aileyle ilgili olarak öğretmenin  yapması  gerekenlerden  ilki,  ailenin tanınması,  bunun  aracı  da  öğretmen-veli iletişimidir. Bu iletişim yüzyüze olabileceği gibi, yazı ve telefonla da olabilir.  Öğretmen,  öğrencinin defterine yazdığı veya velisine iletmesi için öğrenciye verdiği notlar  aracılığı ile iletişim sağlayabilir. Ailelere  haftalık, aylık okul-sınıf  haberleri  bülteni  gönderilebilir.

Öğrenciler  aracılığıyla sözlü iletişimin,  yanlış  anlamalara  neden  olabileceği  için kullanılmaması yerinde olur (Cangelosi, 1988: 104).

Aileyle iletişim zaman geçmeden  gerçekleştirilmeli,  telefon,  fax  gibi  hızlı iletişim  araçları  kullanılmalıdır.  Zamanı  geçmiş  bir  iletişim,  amacına  hizmet etmeyecektir.  Görüşme  şeklindeki  iletişim, yüzyüze olduğundan  ve  esnekliğe olanak verdiğinden daha iyi sonuçlara götürebilir. Ama görüşme sürecinde dikkatli olunmalıdır. Bazı  anababalar, öğrencilikteki olumsuz deneyimleri  nedeniyle, okulla  ilgilemeyi  rahatsız  edici  bulabilir.  Dil  ve  giyim farkları, çalışma ve görüşme saatleri veliyi okuldan uzak tutabilir.

Öğretmenlerin çevre ve aileyi tanıması için, mutlaka okul yakınında oturması gerekmez, alışveriş ve iş ilişkilerini çevreyle kurması da yeterli olabilir. Okul kayıtları, güvenilir olmak ve sürekli yenilenmek  şartıyla  öğretmene  kolay  bilgi  sağlar, ilişkileri  geliştirmek  için  okul  velilere  açılmalı,  okul  kayıtları  onlarla  paylaşılmalı, gerekirse velilere bir kontrol listesi verilerek, sınıf ortamı, öğretmen, öğrenci, okul hakkında görüşleri alınmalıdır (Lemlech, 1988: 222-235).

Aile-öğretmen  görüşmesinden  önce,  öğretmenin  görüşme  planı  yaparak zaman  ve  içeriği  belirlemesi,  rahatsız  edilmeyecek  küçük  bir  ortam  seçmesi, gerektiğinde öğrencinin de görüşmeye katılması  öğretmenin  her  öğrenci  için  bir günlük tutması, kişilerle ilgili yargılardan kaçınması, iyi bir dinleyici olması ve önce karşı tarafı dinlemesi, aileden ipuçları almaya çalışması önerilmektedir (Cangelosi, 1988: 104).

Ailenin  özellikleri  öğretmene  davranış  esnekliği  tanır.  Ailedeki  birey sayısını  azaltmak  öğretmenin  yapması  gereken  bir  iş  değildir  ama,  en  azından artmasının  sakıncaları  uygun  bir  dille  anlatılabilir.  Çok  çocuklu  ailelerden gelen öğrencilerin, bu değişkenden kaynaklanan davranış  sorunlanndan  bazıları daha anlayışlı, karşılanabilir, çözüm için ailenin bu özelliği kullanılabilir.

Gelir  durumunun  olumsuzluğu,  bazı  davranış  nedenlerini  bulup  ortadan kaldırmakta  yardımcı  olur. Eğitim durumu düşük ailelere, bu yönlerini güçlendirici öneri ve imkânlar bulunabilir. Eğitim  durumu  yeterli ama çocuklanna karşı ilgisiz ailelerin bıraktığı boşluk, okuldaki uygulamalarla giderilmeye çalışılabilir.

Ailenin  çeşitli  özellikleri,  öğrencilerin  sorunlarının  çözümünde  öğretmen için  doğrudan  ve  birincil  kaynaktır.  Öğrenciden  beklenen  davranışlar  aileye iletilmeli, öğrenmenin artıp, sınıf sorunlannm azalması böylece sağlanmalıdır. Aile, okulda öğrenilenlerden herhangi birini  ele  alarak,  bunun  uygulanışında  çocuğa yardım  edebilir.  Böylece  çocuk,  okulun  ve  öğrenmenin  önemini  daha  iyi  anlar.

Okul-aile  ilişkisinin iyi planlandığı bazı ülkelerde, okullar aileye bir anababa takvimi gönderirler.  Bu  takvim,  aileden  beklenilenin  hergün  çocuğuyla  on  dakika ilgilenmesi  olduğunu  anlatan  bir  mektupla  başlar,  her  ayın  her  günü  nelerin yapılmasının  beklendiğini  anlatan,  yapılacak  çalışmaları  gösteren  sayfalarla sürer.  Örneğin,  ilköğretim  okulu  ikinci  sınıftaki  bir  öğrencinin ailesine gönderilen takvimde, Eylül ayının onuncu günü için  "Bugün  çocuğunuzu  okuluna  götürüp kütüphane  kartı  alırı",  veya  oni-kinci  günü  için  "Bugün  çocuğunuza  beş meyve ismi yazdırın, karşılarına resimlerini yapsın", ya da, "Bugün bu takvimin onbeşinci sayfasındaki  işlemlerden  ilk  üçünü  yaptırıp  kontrol  edin"  yazılıdır. Aile bireyleri, çocuğun gününün en çok kısmını geçirdiği mekândakiler olarak, eğitsel görevlerini yapmalıdır. Öğrenmede ne aile okulun, ne de okul ailenin yerini tutabilir (Jacobsen and others, 1985: 247).  

Uygulamayı Yükle

Daha hızlı erişim için ana ekrana ekleyin.

📑
Ödev Asistanı Fasikül Hazırla
Telegram Kanalımız Güncel Etkinlikler