Site Sayacı

on Aktif : 58
users Bugün : 355
users Dün : 567
ip IP : 44.210.21.70

Öğretmenin Örnek Olması

Eğitsel amaçlara ulaşmanın araçlarından biri de görgüdür. Öğrenci, bilginin

somut yansıması olan görüntüler yoluyla, davranışın örneklerini izleyerek, davranış

kazanma ve değiştirmeyi kolaylaştırabilir.

Öğrencinin göstermesi gereken davranışlar konusunda ona en yakın örnek

görüntü,  öğretmenden  gelmelidir.  Öğretmenin  kişisel yönelimi, öğrenci yöneliminin önemli bir değişkeni olarak belirlenmiştir  (Thompson  1993:  4203).  Öğretmen,  her davranışı  ile  öğrenciye  model  olmalıdır,  ilk  öğrenim  yıllarından  başlayarak çocuklar, giyiminden yürüyüşüne, konuşmasına kadar her davranışında öğretmeni örnek  almaya  yatkındırlar.  Bu,  öğretmen  için,  sürekli  özen  gerektiren  yorucu  bir durum  olsa  bile,  öğrenci  davranışını  değiştirmenin  etkili  bir  yolu  olarak,  sürekli kullanılmalıdır.

Öğretmenin  kendini  işine  vermesi  de,  öğrencinin  onu  bu  özelliğiyle  model

alması sonucunu doğurabilecektir (Woods, 1990: 11). Öğretmenin derse bağlılığı

ve  ilgisi,  öğrencinin  de  bu  yönlü  davranışını  destekler (Skinner and others, 1990: 31).

Soğukkanlı ve  sabırlı olmak, öğretmen davranışının vazgeçilmez

yanlarındandır (Wood, 1990: 2). Davranış değiştirme-oluşturma olan eğitim, kısa

sürede gerçekleşemez. Davranışın kalıcı olması,  yeterli süre ve  sayıda

yinelenmesine  de  bağlı  olduğundan,  sabır  da  gerektirir.  Öğretmen hiçbir

durumda öfkelenmemeye çalışmalı, olumsuz duygularını bastırabilmelidir. Yoksa,

bu duygular diğerlerini de etkiler (Clark and Peterson, 1986: 289). Öğrencilerin böyle

durumlarda duygu ve heyecanlarını  göstermeleri  de  gizlemeleri  de  sorun  yaratır:

Göstermeleri,  karmaşaya ve duygusal boşalımın mantığı yok etmesine,

göstermemeleri ise gerilime yol açar. Öfke, vücut diliyle de anlatılsa, sınıf ortamını

bozar, öğrenciler bu sinyalleri çabuk alırlar (Smith, 1990:59).

İnsan davranışını olumsuz etkileyen bir özellik de aşın kaygıdır (Sinclair,

1987: 251). Aşın kaygı insanı beceriksizleştirir, sinirli ve huy-

süz yapar. Kaygı, bu olumsuz belirtilerin gözlenemeyeceği bir düzeyde olmalı,  bu

düzey fazla düşük de olmamalıdır. Aşın kaygısızlık insanı saygısız yapar.

Karşılıklı güvenin sağlanması, davranışlarda açıklık sağlar,  güvensizliğin

yarattığı  "acaba"  kaygısını  önleyerek  zaman  kazandırır,  öğrenci  katılımını  artırır,

öğretmeni  daha  rahat  davranmaya  yöneltir.  Mesleksel  davranılar güveni  artırır.

Güven artına olan tutarlı davranış, örnek olma yanında, öğrencinin sınıf kurallarına

uyumunu da artırır (Smith, 1990: 59).

Öğrencinin  kendine  güveni  başansını  etkiler.  Öğretmen,  her  öğrencinin

başarılı  olabilmesi  için  uygun  şart  ortaya koymalı,  başarabileceğini söylemeli, girişim özgürlüğü vermeli, yakın ve destekleyici  davranmalı, izlemeli,  başan-güven-başarı ilişkisi kurmalıdır (Barker, 1982: 160).

Çevresiyle ilgili, duygulu, düşünceli, yargılayıcı tip öğretmenler, başarılı

öğrencilerce etkili bulunmuştur (Chiang,  1991: 2001). Öğretmenin  deneyimi  ve

yeterlikleri, öğrenci başansını artırmaktadır (Barrow, 1990: 312; Kwari, 1990: 1875). 


Sayfa Yazar: | Kaynak: | Gösterim: 2022